28 Temmuz 2011 Perşembe

Dil Sınavları İçin En Önemli 1000 Kelime




kpdsde en sık çıkan kelimeler, üdsde en sık çıkan kelimeler, yabancı dil sınavlarında en sık sorulan kelimeler, yabancı dil sınavlarında en çok kullanılan ingilizce kelimeler

1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up)
2. abbreviate = (1) kısaltmak özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek
3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak sona erdirmek (= do away with)
4. absorb = içine çekmek emmek
5. abstain from = (alkol ilaç vb) --- den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !
6. abundance = bolluk bereket
7. abundant = bol bereketli
8. accelerate = hızlandırmak ivme kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı
9. accept = kabul etmek razı olmak
10. access = erişmek ulaşmak

11. accessible to = ulaşılabilir erişilebilir
12. accommodate = (misafir konuk vb) ağırlamak (= put up)
13. accompany = (1) eşlik etmek arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)
14. accomplish = başarmak (= achieve)
15. accumulate = (1) birikmek çoğaltmak (2) biriktirmek yığmak
16. accuracy = doğruluk kesinlik
17. accurate = doğru hatasız eksiksiz bir şekilde (= precise correct)
18. accurately = doğru hatasız eksiksiz bir şekilde (= precisely correctly)
19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak itham etmek
20. achieve = başarmak yerine getirmek
21. acknowledge as = (1) kabul etmek --- olarak tanımak (2) (mektup mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek
22. acquainted with = aşina olmak haberdar olmak (= familiar with)
23. acquire = (dil miras huy vb) edinmek kazanmak (= obtain attain) (*She acquired a huge fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)
24. acquisition = edinim
25. activity = faaliyet aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)
26. adapt = bir şeye uyarlamak uydurmak ( = adjust)
27. addict = bağımlı tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı
28. addiction to = bağımlılık tiryakilik
29. addition = ilave ek
30. additionally = ayrıca bunun yanı sıra buna ilaveten (= furthermore moreover)
31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)
32. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
33. adjustment = düzeltmeintibak uyma
34. administer = (1) idare etmek yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek sağlamak
35. admire = hayran olmak
36. admit = kabullenmek itiraf etmek
37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil din vb)
38. adore = çok sevmek tapmak
39. adverse = zıt kötü
40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support)
41. affect = etkilemek (= influence)
42. aggravate = gittikçe kötüye gitmek fenalaşmak (= deteriorate worsen)
43. aggressive = saldırgan
44. aid = yardım etmek (= help)
45. alien (to) = yabancı
46. alongside = yanında bitişiğinde (beside next to)
47. alter = değiştirmek (= change)
48. alteration = değişiklik
49. amazing = şaşırtıcı hayran bırakıcı (= astonishing)
50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
51. amendment = değişiklik (kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)
52. amusing = eğlenceli zevkli
53. announce = anons etmek ilan etmek (= give out declare)
54. anticipate = ummak beklemek
55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for something)
56. appalling = korkunç (= dreadful horrendous)
57. appointment = (1) atama tayin (2) randevu (= rendezvous)
58. appreciate = (1) takdir etmek değerini bilmek (2) anlamak farkına varmak
59. approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)
60. appropriately = uygun olarak (= suitably)
61. approve of = onaylamak uygun bulmak tasvip etmek
62. arrange = düzenlemek ayarlamak (toplantı randevu vb)
63. artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
64. ascend = yukarı çıkmak yükselmek tırmanmak (= go up / climb up)
65. ask for = ricada bulunmak bir şey istemek
66. aspire = şiddetle arzu etmek çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)
67. assemble = (1) bir araya getirmek toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
68. assess = değerlendirmek (= evaluate)
69. assign = atamak tayin etmek görevlendirmek (= appoint)
70. assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek
71. associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers.)
72. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)
73. assure = birine teminat vermek emin kılmak garanti vermek
74. astonishment = şaşırtmak şaşırmak (= amazement bewilderment)
75. attach = iliştirmek eklemek (= enclose)
76. attack = saldırmak saldırı
77. attain = elde etmek erişmek (= gain obtain)
78. attainment = ulaşmak erişmek
79. attend = iştirak etmek katılmak
80. attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)
81. auditorium = dinlenme/izleme salonu seyircilerin oturduğu bölüm
82. available = mevcut var olan
83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb)
84. avoidable = kaçınılabilir engellenebilir
85. award = ödül
86. backward = geri kalmış geriye doğru
87. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
88. barely = (1) hemen hemen hiç neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly scarcely)
89. bargain = (1) pazarlık anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir ucuz eşya
90. barren = kurak verimsiz (= infertile arid)
91. basic = temel (= essential fundamental)
92. bazaar = pazar alışveriş yeri
93. behave = davranmak
94. believe = inanmak
95. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
96. beloved = sevgili hazret
97. bitingly satirical = aşırı alaycı insafsızca eleştirme
98. bizarre = tuhaf acayip (= strange weird)
99. blanket = battaniye
100. blaze = (1) ateş alev yangın (2) parlamak
101. bolt = fırlayıp kaçmak tabanları yağlamak
102. branch = dal branş
103. break off = (nişan nikah vb) bozmak ayrılmak
104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek
105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek
106. bride = gelin
107. brief = kısa öz *** in brief = kısaca öz olarak
108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak
109. broadcast = (radyo televizyon hava durumu için) yayın
110. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally mostly)
111. broil = ızgara yapmak kavurmak
112. bullfight = boğa güreşi
113. bully = (1) kabadayı zorba (2) kabadayılık yapmak zorbalık yapmak
114. burial = gömü gömme
115. burn = (1) yakmak (2) yanmak
116. button = düğme
117. calculator = hesap makinesi
118. call for = talep etmek istemek (= demand)
119. calm = sakin
120. can’t take one’s eyes off = gözlerini birinden veya bir şeyden alamamak
121. cancel = iptal etmek (= call off)
122. captivating = büyüleyici (= enchanting fascinating)
123. captive = tutsak esir
124. captivity = tutsaklık esaret
125. capture = yakalamak ele geçirmek tutsak etmek (= apprehend)
126. careless = dikkatsiz
127. carry out = (çalışma deney anket vb) yürütmek icra etmek (= fulfil conduct)
128. carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek
129. casually = günlük sıradan havadan sudan
130. caution = uyarı dikkat
131. cease = sona erdirmek durdurmak ( cease-fire= ateşkes)
132. ceaseless = aralıksız durmadan (= non-stop)
133. celebration = kutlama
134. celebrity = ünlü
135. census = nüfus sayımı
136. ceremony = tören
137. charge (with) = --- ile yargılamak (mahkemede) (= try)
138. circulate = dolaşmak dolaştırmak deveran etmek (vücuttaki kan vb)
139. circulation = (1) dolaşım (2) gazete tirajı günlük satış oranı
140. cite = örneklemek adından bahsetmek değinmek (= refer to mention)
141. citizen = vatandaş *** Citizenship = Vatandaşlık
142. clarify = açıklamak (= explain)
143. claw = pençe hayvan pençesindeki kıvrık tırnak
144. clearance = (1) mağazayı boşaltma malları elden çıkarma tasfiye (2) izin yeşil ışık
145. close = (sıfat) yakın
146. closed = kapalı
147. closure = (1) kapanış (2) iflas
148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date)
149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak
150. collapsible = katlanabilir (kanepe vb)
151. collar = (1) yaka (2) tasma
152. colleague = iş arkadaşı
153. collide with = çarpışmak (= crash into)
154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması
155. comment on = yorum yapmak (= interpret)
156. commercial = ticari
157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak yeltenmek (2) (suç cürüm) işelemek (3) (kendini işine ailesine vb) adamak (= devote)
158. commit = kalkışmak yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek
159. common = (1) ortak (2) sıradan yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta
160. commonplace = yaygın sıradan (= ordinary usual)
161. commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen
162. companion = dost arkadaş
163. company = (1) arkadaşlık dostluk (2) şirket
164. compel = zorlamak mecbur bırakmak (= force oblige)
165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek
166. compete = rekabet etmek yarışmak ***competition = müsbaka yarış
167. compete against = başkasıyla yarışmak rekabet etmek
168. compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)
169. competition = (1) rekabet (2) müsabaka yarış
170. compile = derlemek bir araya getirmek (bilgi delil vb)
171. complain to somebody about something = şikayet etmek
172. completely = tamamen bütünüyle (= entirely)
173. comply (with) = --- e uymak--- e itaat etmek (= abide by)
174. compose = oluşturmak meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak
175. compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan
176. comprise = içermek (= include)
177. compute = hesap yapmak bir notu bilgisayara girmek(= calculate )
178. conceal = gizlemek saklamak (= hide)
179. conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak
180. conclude = sonuç çıkarmak (= assume)
181. conclusion = sonuç netice yargı
182. condition = durum hal / koşulşart
183. conditionally = şartlı olarak belli şartlara bağlı
184. conduct = (1) (deney anket vb) idare etmek yürütmek (= carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)
185. conduct = (1) (deneyçalışma vb) yürütmekicra etmek (2) davranış (= behaviour)
186. confess = itiraf etmek (= speak out)
187. confident (of) = emin
188. confine to = (1) sınırlamak bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (= imprison)
189. confirm = (1) onaylamak doğrulamak (= verify) (2) (bir iddiayı davayı vb) güçlendirmek pekiştirmek (= strengthen)
190. conflict = (1) çatışma savaş (2) anlaşamama tartışma
191. conflict with = çatışmak çarpışmak savaşmak
192. conform to = uymak uyuşmak (= obey the rules)
193. confront = (1) karşılaşmak yüz yüze gelmek (2) confront about = yüzleştirmek
194. confuse = karıştırmak şaşırmak
195. conquer = (1) fethetmek (2) yenmek galip gelmek
196. consent = (1) razı olmak (2) izinrıza (= permission)
197. consent to = razı olmak
198. consequence = sonuç netice (= result)
199. conserve = korumak muhafaza etmek
200. considerable = büyük ölçüde önemli miktarda azımsanamaz X negligible(=neglicıbıl)
201. considerably = önemli ölçüde oldukça
202. considerately = düşünceli/nazik bir şekilde
203. consideration = göz önünde bulundurma/düşünme
204. consist of = ibaret olmak meydana gelmek
205. conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)
206. constantly = 1-sürekli 2- aralıksız
207. constantly = sürekli
208. constitute = oluşturmak meydana getirmek (= make up)
209. constrain = zorlamak (= restrain force)
210. construct =inşa etmek yapmak (= build)
211. consult = danışmak (= check with)
212. consume = tüketmek (= use up)
213. contact with = birisi ile kontak/temas kurmak irtibata geçmek
214. contemporary = çağdaş aynı çağda yaşayan
215. content with = --- den memnun
216. contest = yarışma müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması
217. continent = kıta
218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak
219. contradict = çelişmek
220. contradictory = çelişkili tutarsız kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)
221. contribute to = katkıda bulunmak
222. controversial = tartışmalı fikir ayrılığına sebep olan (= disputable debatable)
223. controversy = anlaşmazlık fikir ayrılığı
224. conventional = geleneksel alışılagelen
225. converse = (1) karşıt zıt (2) konuşmak
226. convert into = dönüştürmek (= change)
227. convict = mahkum tutuklu
228. convince = ikna etmek
229. correctly = doğru bir şekilde düzgünce (= accurately precisely)
230. correspond to = bir şeyle uymak uygun düşmek tekabül etmek (= agree match)
231. correspond with = birisi ile yazışmak
232. counterpart = karşılığı dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
233. couple = çift
234. course = (1) gidişat ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim kurs
235. cramped = hijyenik olmayan
236. crash = (1) kaza şiddetli ses iflas (2) yere düşme çarpma
237. crawl = emeklemek
238. create = yaratmak
239. credibly = inanılır bir şekilde (= believably)
240. criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemişsuçlu
241. crippled = felçli kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş gerilemiş (ekonomi vb)
242. crocodile = timsah (= alligator)
243. cross out = üstünü çizmek silmek (= delete)
244. crumble = ufalanmak parçalanmak (= disintegrate fall apart)
245. cultivate = tarım yapmak tarlayı vb sürüp ekmek
246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi
247. currency = döviz
248. curve = eğim eğmek
249. custom = gelenek görenek *** customs = gümrük
250. customary = geleneksel (= traditional)
251. debate = tartışmak
252. debt = borç
253. deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar hileci
254. deceive = kandırmak kafaya almak (= take in)
255. decipher = şifresini çözmek
256. decipher = şifresini çözmek anlamını meydana çıkarmak
257. declare = ilan etmek beyan etmek
258. decline = (1) azalmak gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)
259. dedicate = kendini adamak (= devote to commit oneself to)
260. dedicate to = kendini adamak (= devote to)
261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude assume)
262. deduction = tümevarım sonuç (= conclusion)
263. deepen = derinleştirmek derinleşmek
264. defeat = yenmek bozguna uğratmak (= beat)
265. defect = bozukluk kusur hata sakatlık *** speech defect = konuşma özrü
266. defend = savunmak
267. define = tanımlamak
268. degeneration = yozlaşma aslını kaybetme
269. delay = geciktirmek
270. delightful = zevkli hoş
271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
272. demand = (1) talep istek (2) talep etmek istemek ***in demand = revaçta
273. demobilize = askerden terhis etmek
274. demolish = yıkmak parçalamak (= do away with)
275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak protesto düzenlemek
276. deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)
277. depress = (1) üzmek (= sadden upset) (2) bastırmak (= press down)
278. derive from = çıkarmak gelmek
279. descend = inmek azalmak
280. desert = çöl
281. deserve = hak etmek
282. design = plan çizmek tasarlamak
283. design = tasarlamak dizayn etmek
284. desire = (1) istek arzu (2) istemek arzu etmek (= wish)
285. desolate = mutsuz kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)
286. dessert = tatlı
287. destination = hedef varılacak yer
288. destiny = kader kısmet
289. destroy = yıkmak yok etmek (= damage ruin)
290. detain = alıkoymak göz altında tutmak (= take into custody)
291. detect = meydana çıkarmak işin aslını ortaya çıkarmak (= discover notice)
292. detection = teşhis etmek belirlemek
293. deter (someone) from = caydırmak engel olmak (= discourage)
294. deteriorate = kötüleşmek kötüye gitmek (= aggravate worsen)
295. determination = (1) azim kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness obstinacy)
296. devastate = yıkmak tahrip etmek (= destroy)
297. develop = (1) geliş(tir)mek genişle(t)mek ortaya atmak (teori fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”
298. deviate = sapmak yönünü değiştirmek (= diverge stray)
299. devote = adamak
300. diagnose as = teşhis etmek
301. differentiate = ayırmak (= distinguish)
302. diminish = azalmak (= decline)
303. direct = (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide)
304. disappearance = ortadan/gözden kaybolmak (= vanish)
305. disclose = açığa çıkarmak gün ışığına çıkarmak (= reveal display)
306. discover = keşfetmek
307. discriminate (against) = (ırk yaş cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak
308. discriminate against = ayrımcılık yapmak
309. discuss about = tartışmak (= argue)
310. disease = hastalık maraz (= illness ailment)
311. dismiss = kovmak (işten) kafasından çıkarmak
312. dismissal = kovma başından savma
313. dispatch = göndermek yollamak (= send submit)
314. display = göstermek sergi *** on display = sergide
315. displeased = hoşnut kalmamış memnun olmayan (= discontented unsatisfied)
316. dispose of = başından atmak --- den kurtulmak (= get rid of)
317. dispute = (1) tartışmak anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)
318. disqualify = diskalifiye etmek elemek yetersiz görmek
319. disseminate = (bilgi fakir vb) yaymak dağıtmak
320. distinct = (1) farklı ayrı bağımsız (= different) (2) açık seçik net (= clear)
321. distinguish = ayırmak farkını söylemek (= differentiate)
322. distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak tahrif etmek (= disfigure)
323. distress = (1) tehlike (2) acı ıstırap
324. distribute = dağıtmak (= deliver hand out)
325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak başka yöne çevirmek
326. dizzy = başı dönen kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)
327. docile (dosayl) = uysal evcil
328. dominate = egemen/baskın olmak hakim olmak idaresi altına almak
329. donate = (para kan vb) bağış yapmak (= contribute)
330. donation = (para kan vb) bağış yapmak (= contribution)
331. dowry = çeyiz
332. dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli kayda değer (= drastic) (3) ani çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)
333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi
334. dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi
335. drug addict = eroin bağımlısı
336. drug dealer = eroin ticareti yapan kişi
337. dustbin = çöp kutusu (= trash can)
338. earth***** = deprem
339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek editörlük yapmak
340. edition = (kitap için) basım baskı yayın
341. educate = eğitmek (= train)
342. effect = etki (= influence impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak
343. elect = seçmek (= vote for)
344. eliminate = elemek den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek yıkmak (= destroy)
345. elimination = (1) ortadan kaldırma yok etme bertaraf etme (2) hesaba katmama
346. embarrass = utandırma (= humiliate)
347. embrace = (1) kucaklamak (= hug cuddle) (2) (fikir din vb) benimsemek
348. emerge = ortaya çıkmak (= come out)
349. emphasize = vurgulamak
350. employ = (1) işe almak (2) (metot yöntem vb) uygulamak
351. empty = (1) boşaltmak (2) boş
352. emulate = taklit etmek(= imitate copy)
353. enable = olanaklı kılmak
354. enclose = çevresini sarmak
355. encounter = karşılaşmak ( to face)
356. encourage = teşvik etmek
357. endure = dayanmak
358. enhance = büyülemek
359. enhancement = yükseltme artırma çoğaltma (= improvement enrichment)
360. enlarge = büyütmek genişletmek
361. enquire = soruşturmak
362. enslave = köleleştirmek esir etmek
363. ensure = birini temin etmek/emin kılmak birine garanti vermek
364. entertain = eğlendirmek
365. entirely = tamamen (= completely)
366. entrance = giriş
367. envy = kıskanmak imrenmek
368. epic = destan
369. epic = destansı (şiir vb)
370. equal = eşit adil
371. equality = eşitlik (= parity fairness)
372. equate = eşitlemek
373. equip = donatmak
374. equip = donatmak ***equipment = donanım teçhizat
375. erode = yıpratmak aşınmak
376. erupt = patlamak
377. establish = kurmak doğruluğunu kanıtlamak kabul etttirmek
378. estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek tahminde bulunmak (= guess)
379. eternal = kalıcı ebedi
380. evaluate = değerlendirmek (= assess)
381. evaluation = değerlendirme (= assessment)
382. evidently = açık ve şüphe ***ürmez bir şekilde delillere dayanarak (= obviously)
383. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek
384. evolve = değişmek evrim geçirmek
385. exaggerated = abartılı mübalağalı
386. excavate = kazı yapmak
387. exceed = aşmak
388. excessive = aşırı abartılı (sayıda miktarda)
389. exchange = takas etmek değiş tokuş etmek (= swap)
390. exclude = çıkarmak
391. exclusive to = herkese açık olmayan özel (otel tatil yeri vb)
392. exclusively = sadece yalnızca
393. excursion = keşif gezisi
394. exhibit = sergilemek
395. exist = var olmak mevcut hale gelmek
396. existence = var oluş mevcut olma
397. expand = genişlemek büyümek nüfuz olarak artmak
398. expect = ummak beklemek
399. expectation = umut beklenti
400. expense = masraf
401. experience = (1) tecrübe (2) tecrübe etmek yaşamak (3) olay vukuat
402. expire = (yiyecek ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek miadı dolmak
403. expire = süresi dolmak
404. Expiry Date = Son Kullanma Tarihi
405. explode = patlamak
406. exploit = patlatmak sömürmek
407. explore = keşfetmekaraştırmak
408. export = ithal etmek
409. expose = (1) açıklamak arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
410. express = (1) ifade etmek iletmek (2) çabuk hızlı (= fast)
411. extend = (1) (tatilin ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
412. extract = elde etmek çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
413. extraordinary = (1) fevkalade olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf alışılmadık
414. fabricate = (1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up)
415. facilitate = kolaylaştırmak
416. fade = (1) solmak (2) solgun
417. failure = başarısızlık
418. faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses renk vb)
419. fairly = oldukça (= quite rather)
420. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
421. familiar (with) = aşina tanıdık
422. famish = aç kalmak açlıktan ölmek (= starve)
423. fare = (otobüs uçak vb için) fiyat
424. fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı ölümcül yarası olan
425. favourable = olumlu yapıcı (= positive constructive) (2) uğurlu (= auspicious)
426. fearful for = --- için korkan/endişelenen
427. fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek verimli kılmak
428. fetch = gidip getirmek
429. fiancé = (erkek) nişanlı
430. fiancée = (kız) nişanlı
431. field trip = kır gezisi arazi gezisi
432. fierce = (1) şiddetli kıyasıya çetin (rekabet vb) (2) azgın azmış (***** vb)
433. figure = (1) şekil figür (2) rakam sayı (3) figure out = anlamak (= make out)
434. filthy = (1) pis kirli (2) dayanıksız sağlam olmayan
435. finance = finanse etmek paraca desteklemek
436. fine = (1) ince ince/küçük doğranmış (et patates vb) (2) iyi güzel (3) para cezası
437. firework = havai fişek
438. fit = (1) sağlıklı zinde sıhhati yerinde (= robust healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)
439. flatmate = ev arkadaşı
440. flattery = birine yağ çekme
441. flee = kaçmak (= escape)
442. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post
443. flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)
444. flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak
445. fluctuate = dalgalanmak istikrarlı gitmemek bir artmak bir azalmak
446. fluctuate = dalgalanmak
447. focus on = odaklanmak yoğunlaşmak (= concentrate on centre on)
448. fold = (1) katlamak kıvırmak bükmek (2) bir şeyin --- katı --- misli (twofold tenfold = iki katı/misli on katı/misli)
449. force = zorlamak
450. forceful = (1) güçlü zorlu (2) etkili ikna edici
451. forecast = önceden tahmin etmek (= predict)
452. forge = taklidini yapmak sahtesini çıkarmak
453. forgery = sahtekarlık (= counterfeit fake)
454. forgery = sahtekarlık kalpazanlık
455. former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey)
456. formerly = evvelki önceki
457. formulate = formülleştirmek formüle dökmek
458. forthcoming = yakınlaşmakta olan gelmekte olan ( Christmas vb.)
459. fortify = takviye etmek sağlamlaştırmak kuvvetlendirmek (= strengthen enrich)
460. fracture = kırılmak çatlamak ( kemik kolon vb)
461. frail = zayıf cılız (= feeble)
462. frame = çerçeve
463. freed = serbest kalmış özgür (= at liberty at large)
464. fulfil = (görev sorumluluk vb) yerine getirmek icra etmek (= carry out)
465. fundamental = esas temel zorunlu (= essential)
466. funeral = cenaze töreni
467. fussy = aşırı titiz (= fastidious meticulous diligent)
468. fuzzy = tüylü
469. gather = (1) toplamak bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
470. gender = cinsiyet (= ***)
471. generate = (1) (ısı elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
472. genre (= canr) = tür çeşit nevi (= type sort)
473. get rid of = başından atmak defetmek
474. giant = dev X dwarf
475. give up = vazgeçmek bırakmak (= abandon abort)
476. glance = göz atmak
477. gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü hüzünlü
478. glorify = yüceltmek övmek (= praise)
479. goal = amaç gaye (= aim)
480. govern = yönetmek
481. government = hükümet
482. grab = kapmak el koymak (= snatch)
483. gradually = yavaş yavaş kademeli olarak
484. grant = vermek bahşetmek (burs bağış vb)
485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak anlamak
486. graveyard = mezarlık (= cemetery)
487. groom = damat
488. grow tired of = --- den yorulmak
489. growl = ***** ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
490. guide = rehber rehberlik etmek
491. harass = saldırmak taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz
492. harbour = (1) liman (2) barındırmak sağlamak
493. hardship = zorluk
494. harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca
495. hasten = acele etmek
496. havoc = hasar yıkım (= destruction)
497. hazard = tehlike
498. hazardous = tehlikeli (= perilous)
499. hectic = heyecanlı telaşlı hareketli (program ofis vb)
500. hesitate = duraklamak
501. highly = oldukça epey (= extremely)
502. hinder = (1) engel mani (2) engel olmak mani olmak
503. hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ)
504. hitchhiker = otostopçu
505. hollow = oyuk boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise = boş vaat
506. hopefully = inşallah (= with any luck)
507. horrible = korkunç
508. huge = iri büyük (= enormous immense)
509. humiliate = aşağılamak rezil etmek utandırmak (= embarrass)
510. hunter = avcı
511. hurricane (hörikeyn) = kasırga
512. iceberg = buz dağı (= glacier)
513. identify = teşhis etmek kimliğini belirlemek sınıflandırmak
514. idle = tembel (= lazy indolent) X (= hardworking)
515. ignore = görmezden kalmak kale almamak (= take no notice)
516. illusion = hayalhülya kuruntu
517. illustrate = örneklemek
518. imagine = hayal etmek
519. imitate = taklit etmek
520. immediate = (1) derhal acele çabuk (2) (akraba için) en yakın
521. immobilize (immmobilayz) = hareketsiz/sabit kılmak
522. impact = çarpmak
523. impeach = suçlamak itham etmek (= accuse)
524. implement = gerçekleştirmek (realize)
525. implicate = bulaştırmak
526. imply = ima etmek
527. impose = zorla kabul ettirmek koymak( vergi) yük olmak
528. imprisonment = hapse atmak (= incarceration)
529. improve = geliştirmek
530. inaudible = duyulamaz işitilemez (ses vb)
531. incapable of (inkepıbıl) = kabiliyetsiz yeteneksiz (= unskillful)
532. incapacitate = yetersiz bırakmak olanak tanımamak aciz bırakmak (= debilitate)
533. incessant = aralıksız sürekli
534. incline = eğmek eğilimi olmak fikrini vermek
535. include = dahil etmek içermek (= consists of incorporate) x exclude
536. incorporate into = dahil etmek (= include integrate)
537. incredible = inanılmaz ( = unbelievable)
538. indicate = göstermek belirtisi olmak
539. indifference to = kayıtsız ilgisiz olmak
540. induce = -e neden olmak ikna etmek
541. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable)
542. infer = anlamak sonucunu çıkarmak
543. influence = (1) etki (= impact effect) (2) etkilemek
544. influential (influwenşıl) = nüfuzlu sözü geçer çevresi geniş (= well-connected)
545. inherit = mirasa konmak miras olarak almak (= come into)
546. inhibit = göz dağı vermek
547. initially = başlangıçta ilk etapta (= at first)
548. initiate (inişiyeyt)= başlatmak (= start commence)
549. injure = incitmek
550. injustice = eşitsizlik adaletsizlik (= inequality unfairness)
551. innovate = yeni bir şey icat etmek yenilik getirmek (= invent)
552. innovation = yenilik yeni bir şey icad etmek
553. innovative = yenilikçi icatçı
554. insatiable (inseyşıbıl) = (1) gözü doymaz doyumsuz aç gözlü (2) obur pisboğaz
555. insignificant = (1) ehemmiyetsiz önemsiz (2) anlamsız manasız
556. insist (on) = ısrar etmek (= persist in)
557. inspect = incelemek
558. instantaneously = anlık bir anda olan aniden (= immediately instantly)
559. institute = kurmak
560. instruct = talimat vermek
561. insulate (against) = yalıtmak (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi gibi)
562. integrate = bütünleşmek kaynaşmak
563. intelligence = (1) zeka akıl (2) haber ajansı
564. intention (intenşın) = niyet
565. intentional = kasıtlımaksatlıbilebile (= deliberately)
566. interaction (with) = etkileşim
567. interfere = başkasının işine burnunu sokmak
568. interfere with = karışmak müdahale etmek
569. interpretation = yorum çeviri
570. interrogate = sorguya çekmek
571. interview = (1) röportaj röportaj yapmak (2) mülakat mülakat yapmak
572. intimate = (1) samimi (2) tanıdık aşina (alışılan plaj trafik manzaraları vb)
573. introduce = (1) tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak
574. invade = işgal etmek istila etmek (= attck occupy)
575. invaluable = paha biçilmez çok değerli (= priceless)
576. invent = icat etmek (= make up)
577. invest (in) = para yatırımı yapmak
578. investigate = araştırmak incelemek (= search look into)
579. invoke = dilemek
580. involve = (1) dahil etmek (2) gerektirmek
581. involvement = dahil olma karışma (= association participation)
582. irregularity = (1) yolsuzluk hile (2) düzensizlik
583. isolate = izole etmek (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak tecrit etmek
584. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger imperil)
585. join = katılmak iştirak etmek
586. joint = (1) eklem mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)
587. justify = doğrulamak
588. kennel = ***** kulübesi
589. keyhole = anahtar deliği
590. kidnapper = adam/çocuk kaçıran (= abductor)
591. knock = (1) devirmek (2) (kapı vb) çalmak
592. knowledge = bilgi
593. label = etiketlemek
594. lamb = (1) kuzu (2) kuzu eti
595. latter = sonraki x former = önceki
596. lawyer = avukat (= solicitor)
597. leak = (1) (su yağ vb) sızmak (2) (bilgi gizli sırlar vb) medyaya sızmak
598. legend = efsane (= myth)
599. legislate = yasamak
600. leisure = boş vakit
601. lessen = azaltmak (= diminish)
602. levy = zorla toplama (haraç)
603. Likewise = Buna benzer şekilde Aynen bunun gibi (= Similarly)
604. listless = yorgun bitkin (= exhausted)
605. literacy = okur yazarlık
606. litter = çöp (= trash garbage rubbish)
607. loathe = nefret etmek (= abhor hate)
608. locate = yerleştirmek
609. ******** = mevki yer
610. loose = gevşek sıkıca bağlanmamış gevşemiş X tight
611. lovely = sevecen sevimli
612. luggage (lagiç) = bagaj
613. magical (mecikıl) = sihirli
614. mainstream = pek çok kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce
615. maintain = korumak
616. make a decision = karar vermek
617. manage = (1) başarmak üstesinden gelmek (2) yönetmek idare etmek
618. management = yönetim idare
619. manipulate = elinde oynatmak
620. manner = davranış tutum (= attitude)
621. manufacture = fabrikada üretmek
622. march = ilerleme ilerleyiş marşla yürümek
623. massacre (messekı=r) = soykırım katliam (= genocide)
624. master = (1) efendi sahip (2) hakim olmak bir şeyi detaylarıyla bilmek (= govern)
625. masterpiece = şaheser baş yapıt
626. mature (maçu=) = olgun
627. meadow = çayır otlak mera (= pasture)
628. meander = (1) dolambaçlı yol (2) avare avare dolaşmak
629. measure (mejı=r) = (1) ölçü ölçmek (2) tedbir önlem (= precaution)
630. mediate between = arabuluculuk etmek arasını bulmak
631. meet = (1) (ihtiyaç talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak
632. memorial = anıt
633. memory = hafıza
634. merge = birleşmek bir araya gelmek ( iki şirketin birleşmesi vb)
635. migrate = göçmek
636. minor = (1) az (2) önemsiz küçük *** minority= azınlık
637. miraculously = mucize eseri
638. misbehave = terbiyesizlik yapmak kötü davranışlar sergilemek
639. mischief = yaramazlık haşarılık (= misbehaviour)
640. misunderstanding = yanlış anlaşılma (= misconception)
641. mix up = aklını karıştırmakkarıştırmak
642. mock at = dalga geçmek alay etmek (= tease make fun of)
643. modify = değiştirmek (= change)
644. mood = ruh hali moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak
645. mourning = yas keder (= lamentation) ***mournful = yaslı yas tutan
646. move = (1) hareket etmek taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak
647. movement = (1) hareket (2) (edebiyatta vb) akım
648. multinational = çok uluslu
649. municipality = belediye
650. murder = (1) öldürmek cinayet işlemek (= kill) (2) cinayet
651. mystery = gizem sır (= enigma)
652. narrowly = kıl payı (= She narrowly escaped death yesterday.)
653. native to = yöreye has/özgü
654. neglect = ihmal etmek (= ignore)
655. nervous = gergin (sınav öncesi vb..) *** nervous attack = sinir krizi
656. neutrality (nötraliti) = tarafsızlık (= impartiality)
657. notice = (1) ilan (2) fark etmek
658. obese = şişman obez
659. obey = uymak itaat etmek ( kurallara vb)
660. objection = itiraz
661. obligation = zorunluluk mecburiyet
662. obscure = (1) silik (2) anlaşılmaz hale getirmek karışık hale getirmek (= confuse)
663. observe = gözlemlemek
664. obsolete = modası geçmiş eskide kalmış
665. obtain = elde etmek (= gain attain)
666. occasion = (1) özel olay önemli gün (2) durum hal
667. occasional = ara sıra nadiren (= infrequent)
668. occupy = (1) (ülke/şehir vb) işgal etmek (2) bir mekanı doldurmak yerleşmek
669. occur= meydana gelmek
670. occurrence = vukuat olay
671. odd = (1) tuhaf (=strange weird *(wiyırd) (2) odd numbers = tek sayılar (135 ..)
672. Oddly enough! = Ne tuhaftır ki …!
673. odour = koku ***odourless = kokusuz X (aromatic = hoş kokulu)
674. offend = (1) gücendirmek kırmak (2) (hafif) suç işlemek
675. offer = (1) teklif teklif etmek (2) (imkan fırsat vb) sağlamak sunmak
676. officially = resmen resmi olarak
677. opportunity = fırsat *** opportunist = fırsatçı
678. opposition = karşıtlık muhalefetzıtlık
679. oppress = zulmetmek (= persecute)
680. ordinary = sıradan alışılagelmiş (= commonplace mundane average)
681. originally = ilk başta ilk önceleri (= initially at first)
682. ornament = (1) süs süs eşyası (2) süslemek
683. orphan = yetim bırakmak
684. outcrop = yeryüzüne çıkmış katman
685. outcry = feryat figan çığlık
686. outdo = birini geride bırakmak sollamak ekarte etmek (= surpass)
687. outing = gezi gezinti
688. outlet = (sadece bir çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube
689. overlap = üstüste binmek
690. overlook = (1) göz ardı etmek görmezden gelmek (= ignore) (2) (bir evin denize bakması bir ofisin otoparka bakması gibi) --- e bakmak
691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak
692. overtake = sollamak bastırmak
693. partially = kısmen
694. participate in = katılmak iştirak etmek (= take part in join attend)
695. participation = iştirak katılım ***participatory = katılımcı
696. particular (pıtik=ulır) = özel önemli *** in particular = özellikle
697. particularly = özellikle
698. passenger = toplu taşıt yolcusu
699. passionately = ihtirasla tutkuyla
700. patiently = sabırla sabırlı bir şekilde (= uncomplainingly)
701. pavement = kaldırım (= side-walk)
702. peace and quiet = huzur ve sükunet
703. peak = doruk zirve *** at peak = zirvede dorukta
704. peculiar = tuhaf acayip (= odd weird strange)
705. pedestrian = yaya
706. penalize = ceza vermek cezalandırmak (= punish)
707. perceive = algılamak
708. permission = izin müsaade
709. persevering = sebatkar gayretli
710. persist = ısrar etmek sürüp gitmek
711. persuade = ikna etmek
712. pessimism = kötümserlik ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser
713. pet = ev hayvanı
714. pioneer = öncü yol açan öncülük eden (= forerunner)
715. placement = yerleştirme
716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3) (bela vb) musallat olmak
717. plain = (1) düz sade (2) ova düzlük
718. plead = yalvarmak rica etmek
719. please = (1) memnun etmek tatmin etmek (= satisfy) (2) Lütfen!
720. pledge (plec) = ciddi bir söz vermek ciddi bir vaat
721. poem = şiir ***poetry = şiir
722. point = (1) anlam mana ***pointless = anlamsız (2) (zamanda/mekanda vb) nokta
723. policy = tutum kural prensip ilke
724. polio = çocuk felci
725. pose = ortaya çıkarmak poz vermek
726. possess = sahip olmak etkilemek
727. possession = eşya mal mülk
728. post = (1) vazife görev iş (2) posta
729. postpone = ertelemek (= put off)
730. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak pratik olarak
731. praise = övmek (= glorify compliment)
732. precede = - den önce gelmek
733. predict = tahminde bulunmak
734. predictable = tahmin edilebilir sağı solu belli
735. prejudice = ön yargı (= bias)
736. present = (1) sunmak tanıtmak (2) mevcut var olan (= existing)
737. preserve = korumak muhafaza etmek
738. pressure = baskı basınç ***under pressure = baskı altında
739. prevent = engel olmak mani olmak
740. previously = önceden eskiden (= formerly)
741. prior (to) = --- den önce --- den evvel
742. prison = hapishane (= jail)
743. probability = olasılık
744. process = (bir malzemeyi) işlemek
745. progress = ilerlemek ***in progress = devam eden ilerlemekte olan
746. promote = (1) terfi etmek makamını yükseltmek (2) reklam yapmak
747. prompt = çabuk ivedi acele vakit geçirmeden (= punctual immediate)
748. promptly = derhal hemen
749. proofread = bir metni inceleyip üzerindeki yanlışları düzeltmek
750. properly = adam akıllı
751. property = mal mülk
752. proportion = oran ***in proportion to = ---e oranla
753. protection against = koruma
754. provoke = kışkırtmak tahrik etmek
755. publish = (kitap kaset vb) yayımlamak
756. purchase (pö=çıs) = (1) satın almak (2) satın alınan eşya
757. purchase = satın almak (= buy)
758. purpose = amaç gaye
759. pursue = takip etmek (= follow chase) ***in pursuit of = ---nın peşinde
760. push = itmek X pull = çekmek
761. put forth = öne sürmek ortaya atmak (= put forward bring up)
762. queue = sıra kuyruk
763. race = (1) ırk (2) yarış
764. racism = ırkçılık milliyetçilik (= nationalism)
765. raid = yasadışı işlere yapılan baskın (= seizure)
766. raise = (1) artırmak yükseltmek kaldırmak (su seviyesini maaşları vb) (2) (hayvan/insan) yetiştirmek büyütmek (3) (sorun konu fikir vb) ortaya atmak
767. rate = oran hız
768. receive = almak kabul etmek
769. reckless = = dikkatsiz pervasız (= irresponsible thoughtless)
770. recklessly = dikkatsizce pervasızca (= irresponsibly thoughtlessly)
771. recognize = (daha önce gördüğü birini veya bir şeyi gördüğünde) tanımak
772. recommendation = tavsiye öneri
773. referee = hakem (= arbitrator)
774. *******ing = canlandırıcı serinletici (aperatif yiyecek temiz hava vb)
775. refugee = mülteci
776. refund = parayı iade etmek
777. regard = (1) saygı (= respect) (2) göz önünde bulundurmak
778. regional = bölgesel
779. register = (1) sicilkütük (2) kaydetmek
780. regret = (1) pişmanlık (2) üzüntü
781. regretful = pişman üzgün (= remorseful)
782. regrettable = üzücü üzüntü/keder/esef verici
783. regularly = düzenli bir şekilde *** on a regular basis = düzenli bir şekilde
784. rehearse (rihörs) = prova yapmak ***rehearsal = prova
785. reject = red etmek (= turn down)
786. rejection = ret kabul etmeme (= refusal)
787. relate = (1) rivayet etmek anlatmak aktarmak (2) ilişkili/alakalı olmak
788. release = serbest bırakmaksalmak (= let out)
789. relentless = (1) merhametsiz (2) amansız hummalı aralıksız devam eden
790. relief = rahatlama ferahlama ***relief work = afet kurtarma ekibi
791. relocate = yerini değiştirmek yerinden etmek (= displace)
792. reluctant (rilaktınt) = isteksiz (= unwilling)
793. remain = kalıntı
794. remark = (1) söylemek belirtmek (2) düşünce fikir
795. remembrance = anma hatırlama yad etme (= commemoration)
796. reminiscent of = andıran hatırlatan anımsatan (= suggestive of)
797. remote = (1) uzak ırak (2) ıssız ücra ***remote control = uzaktan kumanda
798. removal = (1) (leke vb şeylerin) çıkarılması sökülmesi (2) (evin vb) taşınması
799. remove = (1) (leke vb) çıkarmak temizlemek (2) sökmek
800. repeatedly = defalarca tekrar tekrar (= continually constantly)
801. repetitive = monoton sıkıcı
802. replace (with) = (1) eski yerine koymak (2) --- ile değiştirmek
803. replica = aslına çok benzeyen kopya
804. request = rica etmek
805. require = gerektirmek (= necessitate)
806. requirement = ihtiyaç gereksinim
807. resentful = alıngan darılmış
808. reside = ikamet etmek yerleşmek
809. resident = bir yerde ikamet eden halk (apartman mahalle sakini vb)
810. resign from = --- den istifa etmek ***resignation = istifa
811. resolve = (1) çözmek (= sort out) (2) karar vermek
812. resort = (1) son çare olarak bir şeye başvurmak (2) tatil yeri/beldesi
813. response = karşılık cevap
814. restlessness = huzursuzluk içinin rahat olmaması X calmness
815. result = sonuç (= outcome)
816. reveal = açığa çıkarmak gün yüzüne çıkarmak (= disclose display)
817. revenge = intikam intikam almak *** take revenge on = intikam almak
818. revolve = (1) dönmek (2) döndürmek çevirmek
819. reward = (1) ödül (2) ödüllendirmek *** rewarding = tatmin edici (iş vb)
820. ride = (at bisiklet vb) binmek
821. rightfully = haklı olarak haklı yere X wantonly = durduk yere sebepsiz yere
822. rise = ortaya çıkmak artmak yükselmek
823. rob somebody of something = birini soymak ***robbery = soygun
824. robust (rıbast) = turp gibi sapasağlam
825. rough (raf) = (1) kaba pürüzlü (zemin yüzey vb) (2) nazik olmayan sakar bir şekilde (3) (deniz/okyanus için) dalgalı fırtınalı
826. rubble = enkaz yığın (= wreckage)
827. sacrifice = adamak kurban adamak
828. salute = selamlamak (= greet)
829. satisfaction = tatmin memnuniyet
830. savage = vahşi
831. scald = kaynar suyla yakmak/haşlamak (el kol vb)
832. scalp = kafa derisini yüzmek
833. scarce = seyrek az
834. scarcely = hemen hemen hiç (= barely hardly)
835. scatter = saçmak serpmek
836. sceptical = şüpheci (= cynical)
837. scratch = (1) kazımak tahriş etmek (2) tırmalamak
838. sculpture = heykel ***sculptor = heykeltırtaş
839. seam = (1) kıyafetlerin dikiş yerleri (2) (yara için) dikiş yeri
840. seasonal = mevsimine uygun
841. secure = güvenli emniyetli (= safe)
842. sedate = (1) sakinleştirmek yatıştırmak (2) sakin soğukkanlı (= composed)
843. seed = tohum
844. seize = (1) baskınla ele geçirmek (= raid) (2) (birinin kolunu vb) kavramak
845. sense = (1) duygu **sensitive = hassas duygusal (2) mantık **sensible = mantıklı
846. sentence = (1) birini hapse/cezaya mahkum etmek (2) cümle
847. sentimental = duygusal (= emotional)
848. session = toplantının her bir oturumu
849. sewage = lağım kanalizasyon
850. shade = (1) gölgelik (2) renk tonu
851. shortcoming = kusur eksik noksan
852. shorten = kısaltmak
853. show off = hava atmak
854. shuffle = karıştırmak ( iskambil kağıtlarını); ayak sürüyerek yürüme
855. sigh = iç çekmek *** a sigh of relief = derin/rahat bir nefes
856. significant = (1) önemli kayda değer (2) manalı anlamlı
857. silent = sessiz sakin
858. simply = (1) basit bir şekilde (2) sadece yalnızca (= only solely merely)
859. simulate = taklit etmek *** simulation = taklit
860. sink = (1) batmak (2) lavabo musluk taşı
861. situate = konuşlandırmak yerleşmek yerleştirmek (= locate)
862. size = (1) (insan için) kıyafet bedeni (2) ebat boyut
863. skill = beceri yeti istidat (= talent ability)
864. slaughter = (1) kurban etmek kesmek (2) öldürmek cinayet işlemek (= murder)
865. slavery = kölelik
866. sleeve = gömlek gömlek kolu *** buy on the sleeve = veresiye satın almak
867. slight = hafif az
868. slip = kaymak *** slip of the tongue = dil sürçmesi
869. smash = (cam kapı vb) paramparça etmek kırıp parçalamak
870. smother (smadır) = (1) (yastık vb ile) boğmak (2) üzerini örtmek kamufle etmek
871. snap = (fotoğrafçılıkta) poz
872. soap = sabun ****soap opera = pembe dizi
873. sociable = sıcak kanlı insanlarla çabuk kaynaşan
874. solely = yalnızca sadece
875. soothing = yatıştırıcı (= comforting calming)
876. spectacular = görkemli harikulade
877. spectacular = görkemli muhteşem (= impressive stunning)
878. spend = harcamak ( para vb)
879. spillage = (yere vb) dökülen şey döküntü (su vb)
880. spin = (1) fırıl fırıl dönmek (2) (ip için) eğirmek
881. spine = omurga belkemiği
882. spiritual = manevi ruhani
883. spoiled = şımarık (= mischievous (=misçivıs)
884. spouse = eş (karı veya koca)
885. spread = yaymak yayılmak ***widespread = geniş çaplı yaygın
886. spring = (1) bahar mevsimi (2) su kaynağı
887. stability = istikrar denge
888. staff = personel
889. stage = (1) sahne (tiyatro) (2) aşama merhale
890. stage = sahne derece
891. startle = (1) korkutmak ürkütmek (2) şaşırtmak affalatmak
892. statement = (1) söz ifade (2) demeç *** give statement = ifade vermek
893. statue (steyçu) = heykel
894. steadily = sabit bir şekilde istikrarla (= constantly)
895. steal = çalmak hırsızlık yapmak
896. stealthily (steltili) = hırsız gibi sinsi bir şekilde (= sneakily (snikili)
897. stem = ağaç gövdesi *** stem from = --- den kaynaklanmak
898. stimulate = (1) teşvik etmek motive etmek (= encourage) (2) (beyni) uyarmak
899. stir = (1) karışıklık kargaşa (2) karıştırmak ( çorba vb) ***Stir up = Kızıştırmak
900. store = depo depolamak
901. storm = fırtına ***blizzard = kar fırtınası
902. stranger = yabancı ecnebi
903. stray = (1) başıboş aylak kimse (2) sokakta yaşayan kedi ***** vb
904. stress = (1) buhran bunalım stres (2) vurgulamak (= emphasize)
905. stretch = (1) uzamak uzanmak (2) germek
906. strike = (1) grev *** on strike = grevde (2) darbe vuruş
907. stroll = ağır ağır dolaşmak (= go for a stroll = dolaşmaya çıkmak)
908. subject to = (1) (ölüme yalnız kalmaya vb) maruz kalmış (2) olası muhtemel
909. substantial = çok önemli önemli ölçüde
910. sue = dava açmak
911. sufficiently = yeterli miktarda
912. suffrage = oy kullanma hakkı
913. suggestion = öneri tavsiye
914. suggestive of = manalı imalı insanın aklına bir şey getiren
915. suit = yakışmak (kıyafetin vb.)
916. supply = (1) tedarik etmeksağlamak (2) kaynak *** supply of water= su kaynağı
917. support = desteklemek
918. supportive = (1) destek veren anlayış gösteren (2) yardımsever şefkatli
919. suppress = (duygularını bağışıklık sistemini vb) baskılamak
920. surpass = üstün olmak geride bırakmak üstün olmak
921. surrender = teslim olmak X surround
922. suspend = askıda muallakta bırakmak okuldan uzaklaştırma
923. suspicion = şüphe
924. symptom = semptom belirti (hastalık vb için)
925. take off = (1) havalanmak (2) taklit emek
926. take on = (sorumluluk vb) üstlenmek
927. tame = evcil hayvan (= docile domesticated)
928. tapestry = duvar halısı
929. tasteful = (1) zevkli zevkine düşkün kişi (2) zevkle yapılan/hazırlanan (desen vb)
930. tasty = lezzetli
931. temple (tempıl) = tapınak mabet (= shrine sanctuary)
932. tenderness = şefkat merhamet anlayış (= affection)
933. terminal = (1) ölümcül (hastalık) (= perishing) (2) uçta/sonda bulunan son nihai
934. terminate = (1) (sözleşme kontrat vb) sonlandırmak bitirmek (2) yok etmek
935. territory = bölge arazi
936. the rest of… = --- nın geri kalanı
937. thoughtless = düşüncesiz patavatsız kaba (= tactless rude)
938. throughout = boyunca
939. throw = atmak fırlatmak
940. throw out = (çöp vb) dışarı atmak
941. thunderstorm = yıldırımlı fırtına
942. tomb = mezar kabir türbe (= grave)
943. tough = (1) sert katı dayanıklı madde (2) (yiyecek vb) çiğnenmez iyi pişmemiş (3) (insan için) çetin dayanıklı çok hayat tecrübesiyle yoğrulmuş
944. trace = iz izini sürmek
945. trade = (1) ticaret yapmak alım satım yapmak (2) ticaret
946. traditional = geleneksel
947. trail = iz patika
948. train = (1) eğitmek eğitim görmek (= educate) (2) idman/antrenman yapmak (3) stajyerlik/çıraklık yapmak
949. transmit =(1) göndermek iletmek (mesaj vb) (2) (hastalık vb) bulaştırmak
950. trash = çöp (= garbage)
951. treasure (trejı= )= hazine
952. treat = (1) tedavi etmek *** treatment = tedavi (2) davranmak
953. trick = hile tuzak çeldirme ***play a trick on = kandırmak kötü şaka yapmak
954. trim = (1) (ağaç) budamak (2) (saç) kırpmak kesmek
955. tripe = işkembe
956. truthful about = (1) sadece doğruyu söyleyen (2) gerçeklere uygun doğru (söz)
957. turn in = (1) (yetkili kişiye) teslim etmek (2) uyumaya gitmek
958. unattended = sahipsiz sahibi ortada gözükmeyen (eşya çocuk vb)
959. unbearable = katlanılmaz dayanılmaz (baskı sıcaklık soğuk vb) (= intolerable)
960. uncultured = kültürsüz tahsilsiz cahil (= uncultivated boorish unsophisticated)
961. undermine = zayıflatmak baltalamak temelini çürütmek (= weaken)
962. undertake = (zor ve üzün sürebilecek bir işi) üstlenmek sorumluluğunu almak
963. undertake = üstlenmek (= take on)
964. unfortunate = talihsiz şansız (= unlucky)
965. unlimited = sınırsız (= unrestricted)
966. unreliable = güvenilmez
967. untimely = vakitsiz yersiz olmadık zamanda (= at an awkward time)
968. unusual = sıra dışı alışılmamış (= extraordinary exceptional)
969. unwind = (1) (özellikle işten sonra) rahatlamak dinlenmek (2) düğüm/sargı çözmek
970. upgrade = (bilgisayar gibi makineleri) güncellemek modelini yenilemek
971. urgent = acil (= pressing)
972. vacation = tatil
973. vague (veyg) = (1) belirsiz üstü kapalı (2) net hatırlanamayan şey X vivid
974. valley = vadi
975. vanish = 1- ortadan kaybolmak 2-yok olmak
976. variety = değişiklik çeşitlilik
977. vast = büyük engin muazzam (= immense tremendous huge)
978. vet = veteriner
979. vigorously = gayretle (= diligently)
980. violate (vayoleyt) = (kural kanun hak vb) ihlal etmek çiğnemek (= abuse)
981. violent = şiddetli şiddet içerikli
982. virtually = hemen hemen neredeyse (= practically nearly almost)
983. vocation = meslek
984. volunteer = gönüllü ücret almadan yardım eden
985. vote for/against = (1) oy (2) oy vermek
986. voyage = deniz yolculuğu
987. wantonly = (1) durduk yere sebepsiz yere (2) ahlaksızca şehvetle
988. wear = takınmak( gözlük kolye kıyafet)giymek
989. weep = ağlamak sızlamak (= cry sob)
990. whirl = (1) hızla dönmek (2) girdap
991. wholly = tamamen tümüyle bütünüyle (= entirely)
992. widely = geniş çapta oldukça
993. widow = kadın dul ***widower = erkek dul
994. withdraw from = (1) (savaştanseçimlerden vb) geri çekilmek (= pull out of) (2) (bankadan hesaptan vb) para çekmek
995. withdrawn = içine kapanık (= reserved inhibited)
996. witness = (1) şahit olmak (2) tanık şahit görgü tanığı
997. worthless = değersiz (= valueless)
998. yard = avlu bahçe
999. yield = (1) ürün meyve vermek (2) ürün kazanç
1000. zip = fermuar
İngilizce Ders Notları İçin Tıklayınız

5 yorum:

  1. çok iyiymiş, elinize sağlık gardaş

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkürler emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
  3. zip degil zipper fermuar demektir. Zip fermuar cekmek demek.

    YanıtlaSil
  4. Ellerinize sağlık Çok sağolun

    YanıtlaSil
  5. thanks xoxo <3

    YanıtlaSil